Açtım kapıyı
Geçtim bir eşiği
Durdum bir kara tahtanın önünde
Baktım bir müddet kendime bakar gibi
Saygıyla gülümsediler dünyanın en güzel çocukları
Sanki beni hep bu sınıfta ayakta beklemişler gibi
Oturun, dedim.
Oturdular bir sessizliğin içine
Yeni oyuncaklarını kurcalar gibi
Bakıverdiler her yerime
Geç mi kalmış yine biri
Çalındı kapımız birden
Girdi çocukluğum içeri
Fırlamış mı bir rüyadan
Geçip oturdu ciğerime
Gelip ta en uzak köyden
Yıllardır ben kürsüdeyim onlar sıralarında
Kurt değilim gezmedim kuzuların arasında
Ne unuttular beni ne hatırladılar aslında
Yazdım bütün bildiklerimi Tabula Rasa’ya
Belki sevdiler
Belki inandılar
Belki anladılar her şeyi