Işıldar
Kırık dişlerimin arasında
Küfrümün temreni;
Bazen Celâlî
Bazen hayrü’l halef
Ben ki her zaman bopstil ve arızi;
Düşerdim kozak elmalar gibi bir dişsizin eline
Beni görünce
Kaçardı rahatı Allah’ın
Yumurta topuk
59 paça
Kırmızı kuşak
İnerdim Elmadağ’ından
Elmadağ’ından bir hışımla!
Boştu kılıfı hançerimin
Yumruğumla çağlardım
Ne zebellalar devirir
Sonra oturur ağlardım
Seyrederdi beni pencerelerde modistralar
Kumru göğsü gibi yırtardı göğsümü usturalar
Dökülürdüm sapsarı
Çürürdüm yapraklar gibi yollarda
Islık çalardı erketeciler
Sırnaşırdı eski kodoşların yeni zennubeleri
Düşerdim her akşam hovardanın en gazebine
Dolanırdı paçalarıma
Ucuz aşklarımın
Nişadır kokan enikleri
Girdaplar açardım yürürken
İnerdim Elmadağ’ından
Elmadağ’ından bir hışımla!
Vardı bir sevdiğim elbet
İncesazda hanende
Yanardı koygun sesi akşamın ucunda
Ölürdü zapt ettiğim kısraklar avucumda
Açılırdı gecenin mor tennuresi
Düşerdi hiçlikten manolyamın pembesi
Toplanırdı başıma
Öptüğüm kızların kumrusu
Devrilirdim upuzun yamyassı
Dülgerbalığı misali
Ölsem de martılar leşime konmazdı!