Döşendi tahtalarım muntazam
Dizildi dokuzu da muhkem
Çıktı nihayet can boğazımdan
Islak yünden demir topuz
Çeker gibi azar azar!
Sandım ki arşa astım kılıcımı
Teslim ettim eğnimdeki mevtayı
Korkusuz kapattım hayat bahsini
Yine de şadırvanda şakıyan su gibi
Bir ömür ki çevirdikçe boşa döner kurnası
Şuncacıkmış kaderim yazılmış Levh-i Mahfuz’a
Şimdi pıtrayan bu şiir kendi kendini kuran daüssıla
Kanatsız kuşlar gibi bekleştiğimiz bu ışıksız kuyuda
Bir göçtür ölüm ağır ağır bir kervan ve kapanmış bir fasıla
Akan aktı kalem kurudu; çatlasa da zebercet, hüküm verildi!
Söyleyin ta İliyyun’dan benim için emreden yâre
Yoktur hiç gözüm Arş-ı azamda diz çökmem öyle pespaye
Mutluyum yeryüzünde bulutlar bulutlar hep mezarımın üstünde!